
Kategoriler
- Case Study (12)
- Endüstriyel Tesis (5)
- ESG (28)
- Fit-Out (3)
- Haber (61)
- İç Mimarlık (11)
- Mimarlık (24)
- Ofis (51)
- Studio Alliance (29)
- Tarih (3)
- Tasarım (22)
- Teknoloji (15)
- Yapay Zeka (AI) (5)
2026’nın son buluşması için rotamız Sofya’ydı. Hamburg ve Basel’in ardından Avrupa’nın farklı ülkelerinden gelen ekiplerle yeniden bir araya geldik. Birkaç güne yayılan program; Place X final sunumlarından Studio Alliance toplantılarına, yapay zeka üzerine yapılan değerlendirmelerden Bulgar danslarıyla tamamlanan akşam yemeğine kadar oldukça yoğun ve bir o kadar keyifli geçti.
Bulgaristan buluşması; yeni bilgiler edinmek, farklı bakış açılarını paylaşmak, iş birliklerimizi geliştirmek ve Studio Alliance topluluğunun gücünü yeniden hissetmek için değerli bir fırsat sundu.
Programın ilk gününde, yaklaşık 18 aya yayılan Place X: Human-Centric Workplace Design programının final sunumları gerçekleştirildi.
Farklı ülkelerden ve farklı disiplinlerden katılımcılar, program boyunca edindikleri bilgileri kendi çalışma alanlarına nasıl aktardıklarını final projeleri üzerinden anlattı. Tasarım ve workplace uzmanlarının yanı sıra pazarlama, iş geliştirme ve proje yönetimi gibi farklı alanlardan gelen katılımcıların çalışmaları, insan odaklı tasarım yaklaşımının yalnızca mimari çözümlerle sınırlı olmadığını gösterdi.
Programı tamamlayan katılımcılar, sertifikalarını da Sofya’da düzenlenen törende aldı.

Place X’in bizim için en değerli taraflarından biri, aynı bilgi birikimine farklı mesleklerden bakabilme imkanı sunmasıydı. İnsan odaklı tasarımı yalnızca “Daha iyi bir ofis nasıl tasarlarız?” sorusu üzerinden değil, farklı açılardan değerlendirme fırsatı bulduk:
Final sunumlarının ardından program daha sosyal bir atmosferde devam etti. Hoş geldin kokteyli, uzun süredir çoğunlukla ekranlarda gördüğümüz Studio Alliance üyeleriyle yeniden yüz yüze buluşmak, sohbet etmek ve farklı ülkelerdeki gelişmeleri dinlemek için güzel bir başlangıç oldu.

İkinci gün, tam günlük Studio Alliance programıyla başladı. Sabah oturumlarında Alliance’ın geleceği, üyeler arasındaki bilgi paylaşımının nasıl güçlendirilebileceği ve Avrupa genelindeki iş birliklerinin nasıl daha fazla değer yaratabileceği konuşuldu.
Görüşmelerin ortak eksenlerinden biri people, knowledge and projects oldu. Doğru insanları bir araya getirmek, ortak bilgi birikiminden daha fazla yararlanmak ve bu güçlü ağı gerçek proje fırsatlarına dönüştürmek üzerine fikir alışverişinde bulunduk.
Studio Alliance’ın en önemli değerlerinden biri, farklı ülkelerde edinilen yerel deneyimleri ortak bir bilgi ağı içinde buluşturması. Sofya’daki görüşmeler de bu bilgi birikiminin üyeler, müşteriler ve projeler için nasıl daha etkili kullanılabileceğine dair yeni bakış açıları geliştirmemizi sağladı.

Günün öne çıkan başlıklarından biri kaçınılmaz olarak yapay zekaydı. Ancak konuşmalar yalnızca yeni araçlar veya görsel üretim teknolojileri etrafında şekillenmedi.
Yapay zekanın design & build süreçleri, maliyet tahmini, veri analizi, teklif hazırlıkları, operasyon ve iş geliştirme gibi somut alanlarda nasıl kullanılabileceği değerlendirildi. Teknolojinin rutin işleri hızlandırma, büyük miktarda veriyi analiz etme ve karar süreçlerini destekleme potansiyeli farklı örnekler üzerinden ele alındı.
Bununla birlikte yapay zeka tarafından üretilen sonuçların doğrulanması, kurumsal bilginin korunması ve insan muhakemesinin süreçten çıkarılmaması gerektiği de güçlü biçimde vurgulandı.
İş geliştirme tarafında ise veri ve yapay zekanın doğru fırsatları daha erken fark etmek için nasıl kullanılabileceği konuşuldu. Teknoloji daha fazla veriyi analiz edebiliyor ve erken sinyalleri yakalayabiliyor. Ancak yerel pazar bilgisi, güçlü ilişkiler ve deneyim hala insanlarda bulunuyor. En etkili yaklaşımın, teknolojik imkanlarla insan deneyimini birlikte kullanmak olduğu öne çıktı.

Teknoloji ağırlıklı oturumların ardından gerçekleştirilen brand-led placemaking ve human intuition sunumu, programa tamamlayıcı bir bakış açısı kazandırdı.
Mekânların yalnızca fonksiyon, metrekare veya estetik üzerinden değil; amaç, hikâye, kimlik ve kullanıcı deneyimi üzerinden düşünülmesi gerektiği ele alındı. Bir projeye başlarken “Ne tasarlıyoruz?” sorusundan önce “Burası neden var?” sorusunu sormanın hem tasarım brief’ini hem de ortaya çıkan deneyimi nasıl değiştirebileceğine ilişkin güçlü örnekler paylaşıldı.
Bu yaklaşım, yeni teknolojiler tasarım ve proje süreçlerini dönüştürürken insan sezgisinin, empati kurma becerisinin ve mekânın taşıdığı anlamın önemini koruduğunu bir kez daha hatırlattı.

Yoğun geçen programın ardından sıra Studio Alliance Awards törenine ve akşam yemeğine geldi. Bu yılki ödül töreni, Diem için ayrıca gurur verici bir ana sahne oldu. Kurucularımızdan Melih Şamlı, Studio Alliance Awards kapsamında “Person of the Year” ödülüne layık görüldü.
Günün ciddi başlıkları yerini Bulgar mutfağına, müziğine ve geleneksel danslarına bıraktı. Bir noktadan sonra neredeyse herkes dansın içindeydi. Farklı ülkelerden ekiplerin aynı masada buluşması, birlikte gülmesi ve gecenin sonunda birlikte dans etmesi, Studio Alliance’ın profesyonel bir iş birliği ağının ötesinde neden güçlü bir topluluk hissi yarattığını çok güzel özetledi.
Sofya buluşması bizim için yalnızca bir konferans veya eğitim programının kapanışı değildi. Öğrenme, fikir alışverişi, yeni teknolojileri değerlendirme, tasarımın insani tarafını yeniden hatırlama ve birlikte güzel vakit geçirme fırsatıydı.

Tüm program boyunca bizi Sofya’da ağırlayan ve organizasyonun her detayında emeği bulunan SGI Architects & Masterplanners ekibine teşekkür ederiz.
Sofya’dan sertifikalarımızla, yeni fikirlerle ve güzel anılarla döndük. Şimdi sırada, edindiğimiz bilgileri gerçek projelere ve yeni iş birliklerine taşımak var.
Studio Alliance’ın 2026 yılındaki diğer buluşmalarını da incelemek isterseniz Hamburg’da geçirdiğimiz iki günden öne çıkan notlara ve Basel buluşmamızdaki deneyimlerimize göz atabilirsiniz.