
Kategoriler
- Case Study (12)
- Endüstriyel Tesis (4)
- ESG (24)
- Fit-Out (3)
- Haber (56)
- İç Mimarlık (11)
- Mimarlık (22)
- Ofis (42)
- Studio Alliance (20)
- Tarih (2)
- Tasarım (20)
- Teknoloji (13)
- Yapay Zeka (AI) (4)
Geçtiğimiz günlerde, 18 farklı Avrupa ülkesinden işyeri tasarımı ve dönüşümü alanında uzmanların katıldığı Studio Alliance’ın haftalık toplantılarında önemli bir konuğumuz vardı: Vitra’dan Future of Work uzmanı Raphael Gielgen.
Raphael, uzun yıllardır geleceğin çalışma biçimleri, davranışsal tasarım, ofislerin dönüşümü ve insan–mekan ilişkisi üzerine çalışan biri. Aynı zamanda yaşamını hem Bavyera’daki bir çiftlikte hem de dünyanın farklı şehirlerinde projelerde geçiriyor; bu iki uç deneyimi işine çok güçlü bir bakış açısı kazandırıyor.
Yakın geleceği anlamak, bugün yaptığımız işin başarısı için bir zorunluluk.
Değişim artık lineer değil;
teknoloji, davranışlar, iş modelleri, beklentiler ve ekonomik koşullar aynı anda, farklı yönlerden ve çok hızlı bir biçimde dönüşüyor.
Bu yüzden işimiz yalnızca bir ofis tasarlamak, bir projeyi tamamlamak ya da belirli bir fonksiyon çözmek değil;
geleceği okumak, müşterilerimizi buna hazırlamak ve mekanları bu gerçekliğe göre kurgulamak.
Bir ofisi teslim etmek ya da bir projeyi tamamlamak gerçek anlamda bir “bitiş” değil.

Çünkü:
Mekanların bu değişime ayak uydurması artık bir tercih değil, zorunluluk.
Tam da bu nedenle geleceği anlamadan yapılan her tasarım, çok kısa sürede eskime riski taşıyor.

Paylaşılan verilere göre çalışma dünyasını yakın gelecekte belirleyecek beş büyük güç var:
Bu tablo, çalışma alanlarının neden yalnızca “görsel” değil, aynı zamanda stratejik bir konu olduğunu açıkça gösteriyor.
Sunumun en çarpıcı kısımlarından biri, yapay zekanın iş gücünü yeniden tanımlamasıydı.
Yakın zamanda:

Bu yeni gerçeklik, ofislerin yalnızca “çalışma alanı” değil, hibrit iş birliği platformları olarak tasarlanmasını gerektiriyor.
Şirketlerin yatırım profili artık büyük ölçüde intangible (maddi olmayan) varlıklara kaymış durumda:
yazılım, veri, marka, kültür, know-how.
Bu durum fiziksel mekanların değerini azaltmıyor, tam tersine daha anlamlı bir role taşıyor:
Ofis: kültür üreten, iş birliğini mümkün kılan, hikaye anlatan bir alan.
Yani mekanın fonksiyonu değişti; çalışma masaları değil, anlam tasarlıyoruz.

Üzerinde durulan en önemli kavramlardan biri de “social learning” oldu.
İnsanların ofise gelme sebebi artık:
Bu etkileşimlerin yaratıldığı mekanlar, geleceğin en değerli çalışma ortamları olacak.

Sunumun sonunda Raphael, tasarım süreçlerinin gelecekle ilişkilendirilmesinde kullanılan “What if?” sorularını anlattı:

Bu sorular, bugünden aldığımız kararların gelecekteki etkisini düşünmemizi sağlıyor.
Bizim için de oldukça değerli bir yaklaşım.

Geçtiğimiz haftaki Studio Alliance buluşması, işimizin sadece teknik bir süreç olmadığını bir kez daha hatırlattı.
Mekan tasarlamak, aynı zamanda geleceği tasarlamak demek.
Raphael Gielgen’e bu ilham verici sunumu için tekrar teşekkür ederiz.
Paylaştığı perspektifler, hem yaptığımız projelere hem de kendi iç gelişimimize güçlü bir yön verdi.
Studio Alliance’ın bilgi paylaşım kültürü içinde yer almak, bu nedenle bizim için ayrı bir değer taşıyor.