
Kategoriler
- Case Study (12)
- Endüstriyel Tesis (5)
- ESG (28)
- Fit-Out (3)
- Haber (61)
- İç Mimarlık (11)
- Mimarlık (24)
- Ofis (51)
- Studio Alliance (28)
- Tarih (3)
- Tasarım (22)
- Teknoloji (15)
- Yapay Zeka (AI) (5)
Yeşil bina sertifikaları 2026 yılında yalnızca enerji ve su tasarrufuna odaklanmıyor. Yeni değerlendirme sistemleri; karbon emisyonlarını, kullanıcı sağlığını, iklim dayanıklılığını, malzeme seçimini ve binanın gerçek kullanım performansını birlikte ele alıyor. Peki LEED v5, BREEAM V7, WELL v2 ve B.E.S.T. hangi kriterleri öne çıkarıyor?
Bir binanın sürdürülebilirliğini değerlendirmek için yalnızca kullanım sırasındaki enerji tüketimine bakmak artık yeterli değil. Yapı malzemelerinin üretiminden binanın işletilmesine kadar tüm yaşam döngüsünün dikkate alınması gerekiyor.
2026’da öne çıkan yeşil bina kriterleri şunlardır:
Bu değişim, sertifika hedeflerinin projeye sonradan eklenen bir kontrol listesi olarak görülmemesi gerektiğini gösteriyor. Sürdürülebilirlik kararlarının tasarım, mühendislik, satın alma, uygulama ve işletme süreçlerine en başından dahil edilmesi önem taşıyor.
ESG kriterlerinin yapı tasarımına nasıl yansıdığını daha ayrıntılı incelemek için Sürdürülebilir İnşaat Projeleri: ESG Kriterlerine Uygun Yapılar Nasıl Tasarlanır? başlıklı yazımızı okuyabilirsiniz.

2025 yılında yayımlanan LEED v5, 2026 projelerinde üç temel etki alanını öne çıkarıyor:
Karbonsuzlaşma başlığı altında binanın kullanımından kaynaklanan operasyonel emisyonların yanında yapı malzemelerinin gömülü karbonu, soğutucu akışkanlar ve ulaşımdan kaynaklanan emisyonlar da değerlendiriliyor.
Yaşam kalitesi kriterleri; iç mekân hava kalitesi, erişilebilirlik, kullanıcı güvenliği ve kapsayıcı tasarım gibi konuları kapsıyor. Ekolojik koruma ve restorasyon başlığında ise doğal habitatların korunması, yerel bitkilerin kullanılması, yağmur suyu yönetimi ve arazinin ekolojik değerinin geliştirilmesi öne çıkıyor.
Bu nedenle LEED v5 hedefleyen projelerde enerji modellemesi, yaşam döngüsü analizi ve malzeme verilerinin tasarımın erken aşamalarında hazırlanması gerekiyor.

BREEAM V7, bir binanın çevresel etkisini bütün yaşam döngüsü boyunca değerlendirmeyi amaçlıyor. Malzemelerin üretimi, taşınması, uygulanması, bakımı ve kullanım ömrü sonunda oluşturacağı etkiler bu yaklaşımın önemli parçalarını oluşturuyor.
Yeni kriterlerde özellikle şu konular öne çıkıyor:
BREEAM V7 ayrıca tasarım sırasında hesaplanan performansla binanın kullanım sırasındaki gerçek performansı arasındaki farkı azaltmayı hedefliyor. Bunun için doğru enerji modellemesi, sistemlerin devreye alma testleri, sayaç altyapısı ve kullanım sonrası performans takibi önem kazanıyor.
Enerji ve bina performansının dijital verilerle nasıl yönetilebileceğini görmek için 5 Adımda Dijital İkizlerle Akıllı Tesis Yönetimi başlıklı içeriğimizi inceleyebilirsiniz.
LEED ve BREEAM çevresel performansa geniş bir çerçeveden yaklaşırken WELL v2, doğrudan kullanıcı sağlığı ve iyi olma haline odaklanıyor.
WELL v2’nin güncel yapısı on temel kavramdan oluşuyor:
Özellikle ofis projelerinde iç mekân hava kalitesinin ölçülmesi, gün ışığından yararlanılması, akustik konforun sağlanması ve düşük emisyonlu malzemelerin seçilmesi önem taşıyor. Hareketi teşvik eden alanlar, dinlenme noktaları ve kapsayıcı tasarım kararları da kullanıcı deneyimini destekliyor.
WELL sisteminde sağlık hedeflerinin yalnızca proje dokümanlarında bulunması yeterli değil. Hava, su, ışık ve termal konfor gibi kriterlerin gerekli ölçüm ve testlerle doğrulanması gerekiyor.
B.E.S.T., Çevre Dostu Yeşil Binalar Derneği tarafından Türkiye’nin koşulları dikkate alınarak geliştirilmiş yerel bir yeşil bina sertifika sistemidir.
Sistem; arazi, su, enerji, sağlık ve konfor, malzeme kullanımı, işletme ve bakım gibi farklı alanları bütüncül biçimde değerlendiriyor. Türkiye’deki iklim bölgelerini, yapı sektörünü ve yerel uygulama koşullarını dikkate alması B.E.S.T.’in önemli avantajları arasında yer alıyor.
Özellikle yerel konut ve ticari yapı projelerinde, uluslararası sistemlere alternatif veya tamamlayıcı bir sürdürülebilirlik yol haritası sunabiliyor.

Her proje için geçerli tek bir sertifika sistemi bulunmuyor. Doğru seçim; projenin konumu, kullanım amacı, yatırım hedefleri ve kullanıcı profiline göre yapılmalı.
Bazı projelerde birden fazla sertifika birlikte kullanılabilir. Örneğin LEED veya BREEAM ile çevresel performans değerlendirilirken WELL ile kullanıcı sağlığı desteklenebilir. Ancak bu karar verilmeden önce ortak kriterlerin, belge ihtiyaçlarının ve bütçenin analiz edilmesi gerekir.
Başarılı bir sertifikasyon süreci için ilk olarak projenin hedefi ve uygun sertifika sistemi belirlenmelidir. Ardından mevcut tasarım kriterlere göre analiz edilmeli, zorunlu koşullar ve riskli alanlar tespit edilmelidir.
Mimar, mühendis, sürdürülebilirlik danışmanı, yüklenici ve tesis yönetimi ekibinin erken aşamada bir araya gelmesi sürecin daha kontrollü ilerlemesini sağlar. Enerji modelleri, malzeme belgeleri, su hesapları ve atık kayıtları da proje ilerledikçe düzenli şekilde hazırlanmalıdır.
Diem’in tasarım, mühendislik, proje yönetimi ve uygulama alanlarındaki bütüncül yaklaşımını incelemek için hizmetlerimizi keşfedebilirsiniz.
Yeşil bina sertifikaları 2026 yılında tasarım hedeflerinin ötesine geçerek binanın yaşam döngüsü boyunca oluşturduğu etkiye odaklanıyor. LEED v5 ve BREEAM V7 karbon ve dayanıklılık kriterlerini güçlendirirken WELL v2 kullanıcı sağlığını, B.E.S.T. ise Türkiye’ye özgü koşulları merkeze alıyor.
Projenizin sürdürülebilirlik hedeflerini tasarımın ilk aşamasından itibaren planlamak ve işletmenize özel bir yol haritası oluşturmak için Diem ESG hizmetlerini keşfedin.