
Kategoriler
- Case Study (12)
- Endüstriyel Tesis (5)
- ESG (28)
- Fit-Out (3)
- Haber (61)
- İç Mimarlık (11)
- Mimarlık (24)
- Ofis (51)
- Studio Alliance (28)
- Tarih (3)
- Tasarım (22)
- Teknoloji (15)
- Yapay Zeka (AI) (5)
Açık ofisler iletişimi hızlandırıyor, ekipler arasındaki etkileşimi artırıyor ve mekân kullanımını daha esnek hale getiriyor. Ancak doğru planlanmayan bir açık ofiste telefon konuşmaları, toplantılar ve günlük hareketlilik çalışanların odaklanmasını zorlaştırabiliyor. Açık ofislerde gürültü yönetiminin amacı tamamen sessiz bir ortam yaratmak değil, farklı çalışma biçimlerine uygun dengeli bir akustik düzen kurmaktır.
Açık ofislerde dikkati dağıtan sesler her zaman yüksek olmak zorunda değildir. Yakındaki bir telefon konuşması, kısa bir ekip toplantısı veya sürekli tekrarlanan bildirim sesleri de çalışanların yaptığı işe yeniden odaklanmasını zorlaştırabilir.
Özellikle anlaşılabilir konuşmalar, arka plandaki sabit seslerden daha dikkat dağıtıcı olabilir. Çünkü insan beyni istemeden de olsa kelimeleri ve konuşmanın içeriğini takip etmeye başlar. Açık ofislerin akustik koşulları üzerine yapılan araştırmalar da konuşma seslerinin, mahremiyet eksikliğinin ve kesintilerin çalışanların konsantrasyonu üzerinde etkili olduğunu gösteriyor.
Ofislerde en sık karşılaşılan gürültü kaynakları şunlardır:
Sorun yalnızca sesin yüksekliği değildir. Sesin ne kadar uzağa yayıldığı, ne kadar anlaşılır olduğu ve çalışanın bu sesi kontrol edip edemediği de akustik konforu doğrudan etkiler.

Açık ofislerde akustik konfor, tek bir ürün veya malzemeyle sağlanamaz. Mekânsal planlama, malzeme seçimi, çalışma alanlarının çeşitlendirilmesi ve kullanıcı alışkanlıklarının birlikte ele alınması gerekir.
Odaklanma gerektiren çalışmalarla yoğun iletişim gerektiren aktivitelerin aynı alanda gerçekleşmesi, açık ofislerdeki gürültünün temel nedenlerinden biridir. Bu nedenle ofis planı, çalışanların yaptığı işlerin niteliğine göre bölgelere ayrılmalıdır.
Sessiz çalışma alanları; mutfak, giriş, yazıcı, toplantı odaları ve ana dolaşım yollarından uzakta konumlandırılabilir. Hızlı toplantılar ve ekip görüşmeleri ise sosyal alanlara veya hareketli merkezlere yakın planlanabilir.
Bu yaklaşım, çalışanlardan bütün gün sessiz kalmalarını beklemek yerine ses üreten aktiviteleri doğru yerde toplar. Mekânsal akışın odaklanma üzerindeki etkisini daha ayrıntılı incelemek için Doğru Mekân Akışıyla Ofis Verimliliğini Artırın başlıklı yazımızı okuyabilirsiniz.
Cam, beton ve metal gibi sert yüzeylerin yoğun olduğu ofislerde ses daha uzun süre yankılanabilir. Bu nedenle yalnızca masa aralarına panel eklemek yerine tavan, duvar ve zemin yüzeyleri birlikte değerlendirilmelidir.
Akustik konforu desteklemek için şu çözümler kullanılabilir:
Malzeme seçimi yapılırken yalnızca ses emme performansına değil, ürünün bakım ihtiyacına, dayanıklılığına ve ofisin genel tasarım diliyle uyumuna da bakılmalıdır.
Açık ofislerde çalışanları çoğu zaman sesin kendisinden çok, konuşmaların anlaşılır olması rahatsız eder. Masa grupları arasındaki mesafenin artırılması, akustik bölücüler kullanılması ve ekiplerin doğru konumlandırılması konuşma seslerinin yayılımını azaltabilir.
Telefon görüşmelerinin yoğun olduğu ekipler, derin odaklanma gerektiren departmanlardan ayrılabilir. Uzun görüşmeler için telefon kabinleri, küçük toplantı odaları veya yarı kapalı görüşme alanları oluşturulabilir.
Gerektiğinde düşük seviyeli ve dengeli bir arka plan sesi oluşturan ses maskeleme sistemlerinden de yararlanılabilir. Ancak bu sistemler, temel akustik sorunları gizlemek için değil, doğru planlama ve malzeme çözümlerini desteklemek için kullanılmalıdır.
Her görev aynı akustik koşulları gerektirmez. Bir çalışan sabah ekip arkadaşlarıyla birlikte çalışırken öğleden sonra rapor hazırlamak için daha sessiz bir alana ihtiyaç duyabilir.
Bu nedenle modern ofislerde farklı çalışma seçenekleri sunulmalıdır:
Çalışanların yaptıkları işe uygun alanı seçebilmesi, açık ofisin esnekliğini korurken odaklanma ihtiyacına da yanıt verir. Farklı çalışma biçimlerini destekleyen diğer mekansal çözümler için Bireysel Odaklanmayı Artıran 7 Ofis Tasarım Stratejisi içeriğimizi inceleyebilirsiniz.

İyi bir akustik tasarım, kullanıcı alışkanlıklarıyla desteklenmediğinde tek başına yeterli olmayabilir. Ofiste hangi görüşmelerin masada yapılabileceği, uzun telefon konuşmalarında hangi alanların kullanılacağı ve sessiz bölgelerde nasıl davranılacağı ekip tarafından bilinmelidir.
Kurallar katı yasaklar şeklinde değil, ortak çalışma kültürünü destekleyen basit yönlendirmeler olarak hazırlanabilir. Örneğin uzun çevrim içi toplantıların kabinlerde yapılması, telefonların sessiz kullanılması ve sessiz alanlarda kısa konuşmaların tercih edilmesi açık ofisteki gürültü seviyesini azaltabilir.
Her açık ofisin kullanıcı yoğunluğu, çalışma biçimi ve fiziksel özellikleri farklıdır. Bu nedenle başka bir projede kullanılan akustik ürünleri doğrudan tekrar etmek her zaman doğru sonuç vermez.
Tasarım öncesinde şu soruların yanıtlanması gerekir:
Mevcut bir ofiste çalışan geri bildirimleri, alan kullanım verileri ve akustik ölçümler birlikte değerlendirilebilir. Yeni bir projede ise ekiplerin çalışma alışkanlıkları tasarım sürecinin başında analiz edilmelidir. Böylece gereksiz ürün kullanımının önüne geçilir ve ihtiyaç duyulan alanlarda daha etkili çözümler geliştirilebilir.
Başarılı bir açık ofis ne tamamen sessiz ne de gün boyunca hareketli olmalıdır. İletişim ve iş birliğini destekleyen alanlarla bireysel odaklanmaya imkan veren bölgeler arasında dengeli bir geçiş kurulmalıdır.
Bu denge; doğru mekânsal zonlama, ses emici malzemeler, kontrollü konuşma alanları ve çalışanlara sunulan farklı çalışma seçenekleriyle sağlanabilir. Böylece açık ofisin iletişim avantajları korunurken gürültünün çalışan deneyimi üzerindeki olumsuz etkileri azaltılabilir.
Çalışma kültürünüze ve ekiplerinizin ihtiyaçlarına uygun, akustik konforu destekleyen bir ofis planlamak için Diem’in tasarım ve uygulama hizmetlerini inceleyin.